22 Eylül 2008 Pazartesi

Bir kendini asagilama yontemi olarak aldatmak

(Tek gecelik iliskileri konunun disinda tutarak) Simdi realist olalim, ortada bir romeo ve julyet aski olmadigi takdirde herkes bir baskasina bakabilir, bir baskasindan bir anlik hoslanabilir, herkes bir baskasinin ilgisine ilgi duyabilir. Bu durum anlik olmaktan cikip sureklilik haline geldiginde ise aldatma denilen sey baslar.
Bin tane aldatma sebebi olabilir, ama hicbirinin arkasasinda yikilmadan duracak bir temel olamaz.
Aldatan kisi yaptigi eylemi yalnizligina (o zaman varolan iliskini bitir), ilgisizlige (o zaman varolan iliskini bitir ya da partnerinle konus), kendini saglama alma istegine (oha), ya da kendine olan guvensizligine (gerci bu durumdakiler bunu kendilerine itiraf edemezler) baglayabilir, fakat bunlarin hicbiri su gercegi degistirmez: aldatan kisi kendisine hakaret eder.
Iliskide insan bir karar verir ve karsisindakini secer. (secmek.secim yapmak.digerlerinin arasindan birini on plana cikartmak.) Ve aldattigi zaman da bu kararinin arkasinda duramamis olur.
Isin kotusu aldatilan uzulur, ama farketmedigi sudur ki bir sureklilik istegi dogdugu an o iliski zaten bitmistir cunku bir iliski ikili yasanir. Yani aldatan ilk aksiyona gecmeden oncede fiili olarak olmasa bile ozunde soz konusu iliski iliski olmaktan cikmistir. Cok parcalanmamak icin sadece verilen sozun tutulmamis olmasini aldatmadan saymak lazim, yoksa kimse kusura bakmasin ama dengesiz birinin kendisine hakaret edisine oturup uzulemem.

Dedikoduculuk:pre-indigo gencligin yasam felsefesi

1)Konusulan mekanda bulunmayan bir kisi ya da davranislar hakkinda yorum yapmak dedikodu yapmaktir.
Bu gibi durumlari bir takim super zekalilar "akil verme cabasi" olarak tanimliyorlarsa ve eger bu "iyi niyet" soz konusu kisiye iletilmiyorsa bu iste bir terslik ve bir kotu niyet vardir. Yani, kimsenin "onu dusunerek soyluyorum" zirvaliklarindan medet umup kendini temize cikarmayi denemesine gerek yoktur cunku bu ne kadar pisirilsede her zaman cig kalacak ve dolayisiyla yenmeyecek bir yalandir.

2)Gercekliginden emin olunmayan seyleri anlatmak dedikodu yapmak ve laf kirliligi yaratmaktir.
Bu tarz dedikodu yapan insanlar hayatlarinda degisiklige muhtactir, kendi hayatlarinda atamadiklari adimlari atan insanlarin yaptiklarina kendi hayal guclerini katarak farkli bir boyut yaratirlar. Akilli olanlar kendilerinin ne istediklerini ya da ne istemediklerini bu sekilde gorurler, digerleri de zaten aptaldir.

3) Varolmayan olaylar uydurup bunlari anlatmak dedikodu yapmak ve yalan soylemektir.
Bu tip dedikodu yapan insanlara kibar tabirle "vajina agizli" denir ve haklarinda yorum yapilmaya degmez.

veronika, 1.

Uyandiginda, karsisinda onlarca cift goz vardi. Bunun baska bir dunyada oldugunu mu gosterdigini, yoksa aldigi ilaclarin etkisi olup olmadigini bilmiyordu, sadece olmedigini biliyordu. Birde, yasam agrisinin bir sure daha devam edecegini.Uc-bes tane ileri geri giden zekalilar yuzunden degildi bu, sadece kendinden umudu kesmis olmasi canini cok acitiyordu.
Bu hastanede olusu belki de yasam agrisinin saclarinin aklariyla birlesecegini gosteriyordu, bir akil hastanesinde insan nasil intihar edebilirdi ki yeniden ? Burada insanlarin cok korundugunu herkes bilirdi, kedinini unutanlar bile.
Bir sure daha uyumak istiyordu cani, bir degil birkac sure daha hatta. Yeni hayat’a kavusmak isterken eskisinin en dibine inivermisti, bu sefer cikis icin delige donusturecegi bir cizik bile yoktu duvarlarda ustelik.

guven

Eskiden biriyle tanistigimda onu artilardan baslatip davranislariyla eksilere dusururken artik o kisiyi eksilerden baslatip artilara gecmesini ya da gecememesini izliyorum. Insanlara guvenmemek bir tercih olmaktan cikip bir reflekse donustu.
Bu hayat modelinin kaynaklarina tesekkur ediyorum, ve beni bu yuzden soguk nevale olarak gorenlere bir takim kaziklar yediklerinde yanacak baslariyla isinmalarini tavsiye ediyorum.

20 Eylül 2008 Cumartesi

wannabe yeni yil kararlari

Gecen senenin bir donemini mutsuz olan ve beni buna ortak etmeye zorlayan insanlarla gecirecek kadar aptalca davrandigimdan dolayi daha onceden burun kivirdigim kisisel gelisim kitaplarindan birkac tanesini valizime yerlestirmemin ardindan strasbourga donmus bulunuyorum.
Aralarindan baslayip bitirdigim tek kitapta kisisel basari icin birkac tane noktanin uzerine gidilmesi gerektigi belirtiliyordu.
Ben bunu kendimce tercume ederek kendi girdabimda daha az bogulmak adina 4 tane altin kurala ceviriyorum:
-tum derslere giricem
-gunluk ders tekrari yapicam
-kitap okuma macerasini makul saatlere alicam
-duzenli beslenicem

Ilki uyku saatlerimi duzeltir, ikincisi uykumun gelmesine yardimci olur, ucuncusu uykusuz kalmami engeller, dorduncusu midemdeki rahatsizligi hafifletebilir.
Ve evet, tum bunlari uygulayabilirsem 4/4luk bir insan olacagima inaniyorum.

reconstruction

Pazar, 02:19, uzun birkaç gece ve aşağı yukarı 192 saat sonra.



Bunu yapmaya karar vermemin sebebi elbette ki havanın cok soguk olması, zamansiz bir nezleyle ugrasiyor olmam.

Olabildiğince samimi kalabilmek için yazıyorum tekrar, bir de öylesine işte...
Aynanin karsisina gecip "it's not you, it's me" demekten sikildim, o yuzden toparlama/toparlanma sureci hakkinda bisiler yazarak nerede oldugumu anlamayi denicem bu blog sureci icerisinde.
(iz birakmazsam kaybolucakmisim gibi geliyor, bir onceki ayak izimi goremedigim zamanlarda kendimi o izin 386km gerisine itme ozelligim var hem).

Herneyse, basliyoruz.